13.2.12
8.2.12
6.2.12
YIKILAN YUVA
Dün sabah yine sabahın köründe kalkınca televizyonda rast geldiğim Yıkılan Yuva adlı filmin final sahnesinin Fatih Külliyesi Karadeniz Medreseleri tarafında çekildiğini fark ettim. Filiz Akın'ın suçunu üstlenen Cücü (Cüneyt Arkın) idam edilmek üzere külliyenin kuzeydoğusundaki kapıdan çıkarılmakta, maktülün karısı ise onu dışarıda beklemektedir.
.jpg)
Bu fotoğrafta kapının sol tarafındaki duvarda değiştirilen taşlar kendini belli etmekte, dolayısıyla yakın bir dönemde onarım geçirdiğini belli etmektedir. (Hayır, rapor yazmıyorum.)
Bu fotoğrafta ise medresenin hemen dibine 1967'den sonra ağaç dikildiği görülmekte olup, anıt binanın bu kadar yakınına ağaç dikilmemesi gerektiği konusunu bir kere daha gündeme getirmektedir.
Bu fotoğraf, İstanbul'un dokusunun oldukça kısa aralıklarla ne kadar çok değiştiğinin ispatıdır.
4.2.12
TERS NİNJA GÜNÜ: HAUSU
2.2.12
NİNJA KİTAP RAFI-ÇİN ŞİİRİ
Klasik Çin Şiirinden Seçmeler adlı kitap 2010 yılında YKY’nin Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi’nden yayımlanmış. Ben daha bugün kitapçıda farkına vardığım için anca şimdi yazabiliyorum. Derleyen ve şiirleri çeviren Erdem Kurtuldu, kitabın başında Çin Edebiyatı’nda şiir konusuna kısaca değinmiş ve hemen ardından da Çin tarihinin belli başlı şairlerini kısa yaşam öyküleri eşliğinde birkaç şiiriyle ele almış.
Çin’de MÖ 11. yy’a kadar inen şiirin tarihinde, politikadan gündelik yaşama kadar çok çeşitli konulardan bahseden şiirler arasında, kitaptan benim en çok hoşuma giden şairlerden alıntı yapmayı uygun buldum. Şiirin Lale Devri, özellikle Tang Hanedanı (7-10 yy. arası) döneminde yaşanmakla birlikte, Çin şiirinde en önemli iki isimden biri Li Bai iken, diğeri Du Fu imiş. Li Bai aynı zamanda Du Fu’nun ustası olarak da biliniyor. Her iki şair de şiirlerinde birbirlerinden söz etmişler. Du Fu’nun bir diğer özelliği de Japon Haiku’cusu Matsuo Basho’yu etkilemiş olması. Şiirlerinde bu özelliği görmek olası.
Li Bai;
Du Fu;
Chen Zi'ang;
İçlerinde beni en çok etkileyen şair ise Meng Haoran oldu;
| Tepkiler: |
NİNJA TUNES
Ön Yüz
Kendimce uzun sayılabilecek bir aradan sonra yeniden bir Japon enka müziği plağı bulmayı başardım. Hem de bu defa toplama olmasına rağmen bir uzun çalar elde etmiş bulunuyorum. Dört farklı kadın sanatçının üçer şarkısından oluşan albümün adı; ゆう子・フィフィ・ハーフ・チヨ. Yani Yuuko, Fi Fi, Haafu, Chiyo. Bu isimler aslında albümde şarkı seslendiren sanatçıların ön isimleri. Albümü tamamen deşifre etmeyi başardığım için sırayla şarkıcılara ve şarkılarına göz atalım.
Arka Yüz
- Nagisa Yuuko (渚ゆう子)
Albümdeki şarkıları sırayla;
めぐり逢い-Meguri Au
雨の日のブルース-Ame no Hi no Burusu (Yağmurlu Gün Bluesu)
長崎慕情
- Oyan Fifi (Ouyang Fei Fei-欧陽菲菲), aslında Tayvanlı olan Oyan Fifi, japon müzik piyasasında tutulan bir isim olmayı başarmış.
Şarkıları sırayla;
雨のエアポート-Ame no Eapooto (Yağmur limanı)
雨の御堂筋-Ame no Godousuji (?)
Üçüncü şarkıyı çözümleyemedim.
- Gorudun Harufu (Golden Half-ゴールデン・ハーフ) Bu tamamen kızlardan oluşan bir grup.
Şarkıları sırayla;
ゴールデン・ハーフのバナナボート Gorudun Harufu No Banana Booto (Banana Boat Song)
チョット・マッテ・クダサイ- Chotto Matte Kudasai
ゴールデン・ハーフのマンボ・バカン-Manbo Bacan
- Okumura Chiyo ( 奥村チヨ). Chiyo'nun daha önce plağını bulup, bloga eklemiştim.
Şarkıları sırayla;
終着駅-Shuuchaku Eki
気ままぐらしの女-Ki Mama Gurashi no Onna
川の流れのように-Kawa no Nagare no You-ni
Bu şarkının Okumura Chiyo versiyonunu bulamadım. şarkı aslında Misora Hibari tarafından seslendirilmiş daha önce ve onun şarkısı olarak biliniyor.
Açılır kapaklı albüm kapağını Shaolin izin verseydi göstereceğdim.
Şarkıların bulabildiğim kadarıyla bir tanesi hariç hepsi 1971 yılında yayınlanmış. Hepsinin anlamını maalesef çözemedim (henüz). Ama elimdeki malzeme o kadar güçlü ki önümüzdeki günlerde de kafa ütülemeye devam edeceğime and içerim.
Bu arada plağı gittigidiyordan aldım. Satıcı plağın kondüsyonu için 10/6 demiş ama bana kalırsa 4'ten yukarı çıkmaz. Üzerinde yılların tozu ve çizikleriyle beraber. Ya da sahafın istifleri arasında heder olmuş...
| Tepkiler: |
1.2.12
UĞULTU V.1
Tarihi mekanlarda uğultu araştırması 1: Hayatta bir şeyin parçası olamadık belki ama uğultunun parçası olabildik işte. Buna da şükür...
30.1.12
OKUYAN NİNJA
Çok fena kitap okuyasım var. Adeta kudurdum ve kendimi zapt etmekte zorlanıyorum. Üstelik son günlerde piyasaya çıkan kitaplar, içinde bulunduğum durumu körüklüyor. Kitap okumaya iş yerimdeki 15'er dakikalık iki molayı ve öğle tatilini kullanarak başlıyorum genellikle. Sonra akşamları 20.00'den önce okumam mümkün olmadığı için (işten gel, yemek ye modeli standart insan tipi), içim içimi yiyor. İşten kaytarayım diye takla atıyorum ama kaytarma hep aklımın içinde kendimi kandırmamla kalıyor. Bazen biraz şımarıklık gibi olacak ama "Keşke işim evime uzak olsaydı ve araçla gidip gelseydim. O zaman dilimi içerisinde okuma zamanı elde ederdim." gibi saçma bir düşünceye bile kapılmıyor değilim...
Okuyarak bir şeyleri çoğaltmanın ya da paylaşmanın derdinde değilim uzun zamandır. Kendime göre iki tür kitap okuma nedeni belirlemiştim küçükken.
- İnsanlardan uzak durmak için okumak.
- Zaten insanlardan uzak olduğun için okumak. (Bu düşünce biraz daha açılabilir doğrusu ama...)
Şu yaşımda ise okumak kısmen tüm nedenlerinden arınmış gibi sanki. Yanımda benimle birlikte okuyan bir insan ve okuduğum zaman üzerimde uyuyan kedi ikilisiyle hayata bile doymuş olabilirim. Zaten fazlasında pek gözüm olmadı hiç ('pek'e dikkat!). Ama yine de kaçmak için okuduğumu hisseder gibiyim az buçuk...
Geçen gün Naruto'nun çıkan ikinci cildini alırken Galata tarafından basılmış Che Guevara mangası gördüm. 2010 yılında başlayan klasikler ya da tarihi kişiliklerin manga olarak basılması furyasında çıktığını tahmin ettiğim manga pek hoşuma gitti doğrusu. Bu yaşta Che hakkında beynimi doyuracak bir bilgi vermese de daha küçük yaşlardaki insanlar için iyi bir başlangıç noktası olacağı kanaatindeyim. Zira bende bile "Yahu, bir kitapçıya gidip Che ile ilgili şöyle kallavi bir kitap mı baksam?" düşüncesi oluşturmadı değil.
Bir süredir Dylan Dog'a gömülmüş vaziyetteyim. Kendisini iki roman arasına sıkıştırarak hem kafa dağıtma hem de eğlenme yoluna gitmiş bulunuyorum. Bu arada son çekilen Dylan Dog filmindeki karakteri, Twilight kırması bulduğum içn 15. dakikasında uyumak suretiyle protesto ettiğimi de belirteyim.
Everest Yayınları (daha önce pek sempatiyle bakmazdım bu yayınevine ama) Ahmet Ümit editörlüğünde polisiye klasiklerini yeniden basmaya başladı. Daha önce Raymond Chandler'ın Büyük Uykusu ile Yüksek Penceresi'ni basan yayınevi ardından Dashiell Hammett'ın Kızıl Hasat'ının ardından şimdi de Sırça Anahtar'ını yayınladı. Raflardaki yerini kısa süre önce alan Sırça Anahtarı, her ne kadar daha önce başka bir yayınevi tarafından yapılan basımını okumuş olsam da alıp yeni serinin yanına koymak için can atıyorum.
Şu günlerde David Peace'in Tokyo Üçlemesi'ne takmış vaziyetteyim. Henüz Türkçede ilk iki kitap yayınlandı ama üçüncüsünü beklemeyebilirim. İlk kitap Tokyo Sene Sıfır ve ikincisi İşgal Altındaki Şehir ilk okumada alışması zor ama alışınca oldukça sürükleyici iki kitap (Kitap anlatımı hakkındaki klişeler cilt v.). Sanıyorum bu seri hakkında Ters Ninja'ya bir yazı yazacağım.
Sırada yeni çıkanlardan alınıp sehpa üzerinde kule yapmak için kullandığım Yeni Başlayanlar İçin Tiyatro (Kitabın adını yanlış yazmış olabilirim, affola! Habitus), Alasdair Gray'den Zavallılar (Sel), Schopenhauer'den Eristik Diyalektik, daha önce alıp da araya başka kitaplar kaynattığım Stefan Zweig'ın Yolculuklar Üzerine ve YKY'den çıkan Julia Bachstein-Kedi Hikayeleri var. Arada, araya kaynamayı bekleyen çizgi romanları da es geçmeyelim lütfen.
Yeni Başlayanlar için Tiyatro kitabı, tüm tiyatro tarihindeki önemli kişi, vaka vs.'ye bir sayfada resimli olarak dokunması açısından hoşuma gittiği için alınmıştır. Daha önce Milliyet Yayınları tarafından basılan Yeni Başlayanlar İçin bıdı bıdı serisi kitapları şahsen ben pek severim. Hatta lisedeyken elimden Yeni Başlayanlar için Post Modernizm kitabını hiç düşürmezdim. Herşey değil ama başlangıç için iyi bir "eğlence" olabilir...
Sel Yayıncılık, cuma günleri Facebook'ta bir yarışma düzenliyor. Oradan iki hafta üst üste iki kitap kazandım. Bedava maldır diye köşeye de koymadım hani. Biri Sinan Sülün adında genç bir yazarın öykülerini içeren Karahindiba, diğeri ise okurken bayıldığım Horacio Castellanos Moya'nın Aynadaki Dişi Şeytan adlı kitabı. Bir cinayetin etrafında monolog halinde geçen kitap, arka planda sınıfsal ayrılıklar, kapitalist dünya, yüksek sınıfların komünizm algısı gibi bir çok ayrıntıyı da içinde barındırıyor ki, ana yemek üstüne yenen hafif bir tatlı gibi adeta...
Bu arada yatak başucumda birkaç aydır istiflenmiş bir kitap yığını var ama onların arasında ne var? İşte o büyük muamma... Kitap satın alırkenki hızımı okurken de yakalayabilmek için işi bırakmam ve evimin insanı olmam lazım sanırım. Yine de beni bazı şeylerden kaçırdığı için okuma eylemine minnettarım...
TERS NİNJA GÜNÜ: BEHEADED 1000
Jimmy Wang Yu'nun 90'lı yıllardaki son filmi: QIAN REN ZHAN (BEHEADED 1000)
TERS NİNJA GÜNÜ: SCRAP HEAVEN
TERS NİNJA GÜNÜ: SAYA-ZAMURAI
Hitoshi Matsumoto'nun son filmi: Saya-Zamurai (Scabbard Samurai)
TERS NİNJA GÜNÜ: MAN JEUK (SPARROW)
Johnnie To-Man Jeuk (Sparrow). Şemsiyelerle düello ediyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)
.jpg)
.jpg)







.jpg)
.jpg)
.jpg)






