23.1.09

WATARI WATARI, BİR KÜÇÜK OĞLAN

SİHİRLİYMİŞ PABUÇLARI, SİHİRLİYMİŞ URGANI, BİR DEVE KUŞU VARMIŞ KURTARIRMIŞ ONLARI
Hayır, bizim ninja oğlan Watari’nin, Abdullah gibi ne sihirli pabucu var, ne de zora düştüğünde onu kurtaracak devekuşu. Ama bunların yerine ışınlanma, ağzından ateş çıkarma, gökkuşağı yapabilme gibi daha acayip yetenekleri ve boyundan büyük bir baltası var. Tarihteki ilk baltalı ninja, Watari’yi tanımaya hazır mısınız?
Watari the Ninja Boy (Dai Ninjutsu Eiga Watari) 1966 yapımı bir japon filmi. Ninja olayına hep Çin gözünden bakacak değiliz ya! Arada bir ninjanın anavatanı Japonya’ya da uğrayacağız elbette. Aslını söylemek gerekirse ben de bilmiyorum neden hep Çin ağırlıklı çalıştığımı. Halbusu benim ilk göz ağrım japon filmleridir. Neyse, ilerki zamanlarda üşenmezsem japon sayısını arttırmaya çalışacağım ‘örtmenim’. Sola yatık saçları, dolgun yanakları, boynunda sanatçı atkısı, sırtında baltası ile Watari, saçları Watari’ye simetri oluşturacak şekilde diğer tarafa yatık olan babası ile mutlu mesut yaşamaktadır. Bu arada Iga ninjalarına mensup iki ninja klanı arasında ölesiye mücadele vardır... Araya telefon girdi lafımı unuttum. Hay telefonu çıkaranın...Ya şekerim, ortada çalınmış mı kırılmış mı bi ninja kodu vardı tamam mı. Klanlardan biri bu kodun diğerinin eline geçmemesi için önce bulmak istiyor o yüzden de ver Allah ver, hayatta kimse kalmamacasına ninjaları birer birer öldürüyordu. Benim asıl anlatmak istediği, konu değil zaten. Onu filmi seyrederken de normal olarak anlayacaksınız. Ama burda Watari’nin olayı ne, onu öğrenmek lazım. Watari –cik mik değil artık. Küçük ama yüreği ‘büsbüyük’ bir insan evladı. Kendisi en hasından ninja olduğu gibi ninjaların da en birinci arkadaşı (Bütün bu yazım şekli ‘örtmen’ kelimesini kullandığım için değişti. Aklıma ilkokul 1. sınıf geliverdi). Klan ninjaları ortadan kaldırma kararı verince, ağaç yaşken eğilir misali, çocukların ninja eğitimi aldığı okulu bir anlamda uyarmak için Watari ortaya atılır. Toplasan Watari’den 3-4 yaş anca büyük olan okulun ‘usta’sı ile önce hafif dalaştıysalar da kısa süre içerisinde arkadaşlık hisleri ağır basarak arkadaş olacaklar, hep birlikte Watari şarkısı eşliğinde ‘kötü’ ninja klanına karşı savaşacaklardır (Sanırım konuyu biraz çarpıttım. Bir sakınca görmüyorum kimse seyretmeyeceği için hehe). Watari şarkısı eşliğindeki dans sahnesi benim en birinci sahnem, örtmenim. Watari bu sahnede müthiş bir performans göstererek gökkuşağı yapmış sonra da eliyle silmiştir ki ağzım açık bir karış onu seyrettim. Durun daha bitmedi. Ne atraksiyonlar var bu filmde, biraz daha derine inelim. Watari oğlanın en birinci yeteneğinden bahsetmedik daha. Işınlanma yeteneği. Film boyunca kabak tadı veren, hayatımda gördüğüm en kötü ama en kötü görsel efekte sahip filmlerin arasına hiç çekinmeden sokacağım bu filmde Watari, böğrüne böğrüne gelen her türlü silahtan ışınlanma yeteneğiyle ‘kolaycana’ sıyrılıyordu. Öte yandan boyundan büyük baltasını çok fazla kullanmamakla birlikte bir sahnede ağzından ateş çıkardı ki pes doğrusu. Filmin kime hitap etmek için çekildiğini, yani çocuklara mı büyüklere mi, tam anlayamadım ama diyeceğim o ki her iki insan evladı için çekilmeye çalışılırken heba mı olmuştur acaba? Heba kelimesini ciddi boyutlarda anlamayalım. Sonuçta ortada zaten karikatür olarak çekilmiş bir film var. Bu filmden sonra 1970’lerde çekilmiş bir film daha var ama ben bilmem vallahi. Cehaletimin Türkiye sınırlarına takıldığımından dolayı içim kan ağlayarak izleyemediğim bu film umarım bir gün karşıma çıkarak Watari Watari diyerek’ten’ kollarıma koşar.
Filmin en sevdiğim taraflarından biri nedir? Tabi ki şarkısıdır. Ses benzerliğinden dolayı hiç sevmememe rağmen çocukken deli gibi seyrettiğim (sado-mazo huyum kurusun) nostaljik çizgifilmimiz Yakari’yi de hatırlatıyor olması vesilesi ile Watari unutulmaz bir filmdir. Ayrıyeten Watari’yi canlandıran çocuk oyuncunun performansının da göz doldurduğunu söylemeden geçemem. Filmin diğer oyuncuları hakkında geniş bir bilgiye ulaşamadığım için birşey diyemiyorum (Çok da aramadım ya). Belki ilerki zamanlarda rastlarım, buraya da kayda geçiririm.
Y: Sadao Nakajima
Animasyonla karışık görsel efektler
Ben bu video ekleme olayını çözemedim ya! Al! on saattir bekliyorum yine eklesin diye...Daha fazla dayanamayacağım burdan bakıveğ! Videolar için;
videoŞarkının sözlerini yazmayı unuttuk;
Kage da, oboro da, Gölge ve sis
Hayake da, kumo da, fırtına ve bulutlar
Ono da, shimaki da, balta ve ölüm çemberi
Shuriken da, ninja yıldızları
Doko de umarete? nerde doğduğunu
Doko kara kita ka? nerden geldiğini
Dare mo shiranai kimse bilmez
Shonen ninja! Ninja oğlan
Watari... Watari'nin (Anacım Starman gibi gökten düşmedi ya, babası olduğuna göre....) Haydi hep beraber:)

3 yorum:

Tugba dedi ki...

Kadim Türk Blog yorumcusu kimliğimi kendi bloguma da taşıyarak bir ilke imza atmıştım zaten. Birşey eklemeyi unutmuşum. Şuracığa yazayım. Bu filmle şöyle böyle aynı kulvarda olabilecek başka bir ninja filmi daha var tamamen çocuklara ynelik ama; 2004 yapımı, Nin X Nin, Ninja Hattori Kun. Nin Nin çocuk ninja değildirdir yanlış anlaşılmasın. Ama film çocuklara yöneliktir. zaten anime uyarlamasıydı...

Adsız dedi ki...

Emin olmamakla birlikte, bu filmin Türkiye'de Güneşin oğlu Watari adıyla gösterilen film olduğunu düşünüyorum.

Güneşin Oğlu Watari'yi İstanbul, Çemenzar'da şimdi tarih olan Uzay Sineması'nda izlemiştik. Üstü açık, 150-200 kişilik bir yazlık sinemaydı. Tahminimce 1982-84 yılları arasındaydı. Bu film 1966 yapımı olmasına rağmen 80'lerde sinemada oynamasını yadırgamıyorum, çünkü o sinemada aynı günlerde Steve Reeves'in Herkül filmini de izlemiştik. Ne hikmetse bu film sarı tonlarında, sepia olarak oynamıştı ve bazı seyirciler kahkahalarla gülmüş, kimileri de yuhalamıştı.

Benim için bir anısı da şuydu: Filmin dev boyutta bez afişinin asıldığı bir anadol otomobil sokaklarda dolaşmış, "Dev Çin filmi Watari sinemamızda, mutlaka izleyin, sinema şaheseri Güneşin Oğlu Watari'yi kaçırmayın" diye reklam yapmıştı.

Filmin afişini çok ucuza gg sitesinden temin etmiştim.

Tuğba dedi ki...

Harika bir bilgi bu! Yaptığınız katkıdan dolayı teşekkür ediyor, hemen afişi hâlâ ortalıklarda mı diye kolaçan etmeye gidiyorum.

Boş işler bunlar...