30.9.09

SANSÜRLÜ DEZENFETTAN A.K.A. LADY KUNG FU


Dezenfettan kadın modelini, sansürlü bir şekilde icra eden Angela Mao’nun 1972 yapımı Hap Ki Do veya Lady Kung Fu adıyla bilinen filmiyle yeniden merhaba diyorum. Merhaba! Göynünüz, hemen ardından, hiç uzatmadan, bir de ‘Hoşçakalın’ bekler, bilirim, ama yağma yok. Madem tıkladın, okuyacaksın köle, şırakk! Hayır, cidden, bloga giren kişiyi, birkaç dakikalığına blog dışına çıkarmayan bir program olsa, ne uyuz olurdu değil mi? Şırakk!
Bir Kore savunma sanatı olan Hap Ki Do hakkında uzun uzadıya yazacak değilim ama Wikipedia’dan arakladığım şu bilgi, k*çını koltuktan kaldırmaktan aciz olan benim gibi seyirciler için yeterli olacaktır diye düşünüyorum. ‘Şu bilgi’ dediğim, “Hapkido geniş bir yelpazede; kol ve ayak eklem kilitlemeleri, fırlatma, Her türlü ayak teknikleri, el teknikleri ile akrobatik jimnastik, eğme, bükme ve sinir noktalarına baskı tekniklerinin yanında ateşsiz her türlü silahı ustaca kullanmayı, günlük hayatta kullanılan eşyaları birer silaha dönüştürmeyi öğretir.Bir spordan ziyade meşru müdafaaya uygun bir sanat olduğunu söylemek daha doğrudur”, budur. Az buçuk anladıysak durumu, “Ya Havle ve la kuvvete”yi, “Om mani padme hum” versiyonuyla çekip, konuyu anlatmaya başlıyorum. (Fiyuvv, ucuz atlattınız vallahi, yoksa bende çene bol...).

Angela Mao, Sammo Hung ve Carter Wong’un canlandırdığı ekip, 5 yıl boyunca Kore’de Hap Ki Do çalışmış, kendi okullarını kurmak ve istilacı japonlara karşı ülkelerini korumak için, Çin’e dönmek üzerelerdir. Japonlara karşı Korelilerle birlik olmalarını öğütleyen ustanın veda dersine, “忍” damgasını vurur. Sabır ve sakınma anlamlarını içerisinde barındıran bu karakter ayrıca ninja kelimesinin de iki karakterinden ilkini oluşturmaktadır. İşte Hap Ki Do’nun gerçekten de bir savunma sanatı olduğunun altını çizen bu karakterle, usta, öğrencilerine, her karşılaştıkları olayda kaba kuvvete başvurmamalarını, mümkün olduğunca sabırla davranmalarını öğütlemek istemiştir. Üç kişilik ekibimiz, Çin’e dönüp de okullarını kurar kurmaz, Kara Ayı adlı, japonlar tarafından kurulmuş dövüş okuluyla karşı karşıya kalırlar. Yalnız her seferinde dövüşmek durumunda kalan kişi, incecik Sammo Hung’tan başkası değildir. Bu zavallım, her ne kadar elceğizinde taşıdığı 忍 karakterine bakıp bakıp, haksızlıklar karşısında ‘dayanmalıyım’ diye kıvrım kıvrım kıvransa da, eninde sonunda yeteneğini, karşı okulun gözüne sokmaktan kaçınamayacak ve japonlarla aralarının açılmasında son noktayı bizzat koyacaktır. Ama filme son noktayı koyan, Hap Ki Do’nun tüm o kilitleme ve fırlatma teknikleriyle döktüren Angela Mao’dan başkası değildir. Bir yandan, tüm iffetiyle, bir bacak dahi göstermeden, küçük düşürülen cinsiyetinin onurunu kurtarırken, öte yandan, bu işlerin cinsiyet ve güce bakmadığını, herşeyin teknikte gizli olduğunu usturuplu bir şekilde göstermiştir.


Kusra bakmayın, kısa yazmak mecburiyetindeyim (Çok üzüldünüz eminim). Dış mihrak var kardeşim, konsantre olamıyorum ki, şurda iki kelam daha edeyim. “Onun adı Mamagon anne, Ayşegül değil! Biri şu kadına birşey desin ya alla alla...)




Kelimenin düz anlamıyla koskoca Sammo Hung’u incecik bir delikanlı olarak karşımıza çıkaran filmin dövüş kareografisini de Sammo kotarmış. Yönetmen Wong Fung, hapkido, taekwando ve kung fu eğitimi almış Angela Mao ve Sammo Hung’un beraber çektikleri daha bir sürü film var. Nasip kısmetse, bir Lady Whirlwind’i de anlatmak isterim bir ara. Bu filmde Jackie Chan ve Lam Chin Ying’i de küçük rollerde görmek olası. Her ne kadar Jackie Chan’i farkedememiş de olsam, japon kötü adam rolünde, tavukla esnafa saldıran Lam Chin Ying abiye el salladım ama beni gördü mü bilmiyorum doğrusu.

Angela Mao, Bruce Lee’nin 1973 tarihli Enter the Dragon filminden de hatırlanabilir bu arada. Başka yazacak birşeyim yoksa sahne incelemelerimize geçelim, sonra da dağılalım.

1. Ta filmin en başında, dövüş talimi esnasında ustasıyla bakışan Angela Mao, usta ve Angela'nın yanındaki çiçek arasında gezinen kamera.

2. Sammo'yla birlikte 'ninja' yazdığımız sahne. Evet, ikimiz de tombuluz, ne olmuş yani?

3. Saçın işlevselliğinin gözler önüne serildiği an ve yahut seni saçımla da dövebilirim.



4. Le Sansure du pópó (1972).


5. Angela'ya uzanan eller kırılsın, ki kırılıyor.


6. "Cinayet aleti olarak şemsiye" başlıklı bir yazı yazacaktım ama gerek kalmadı. Hapkido'nun, her türlü eşyayı silaha çevirme kabiliyetinin vücut bulmuş hali.

7. Japon usta. Yorumsuz...


HE QI DAO / HAPKIDO-LADY KUNG FU 1972

Y: Wong Fung

O: Angela Mao, Sammo Hung, Carter Wong

4 yorum:

CezaSahası dedi ki...

Bir Ninja atasözü der ki, iyi yıldız atan ninja avuç içinden belli olur.

Nin jit su, part 2, sıra 3.

CezaSahası dedi ki...

Bu replik, yani her türlü eşyayı silaha çevirme geyiği, bir kibrit çöpünün ağaca saplayan Cüneyt Arkın'ın dilinde de vücut bulmuştu.

Ayriyeten, O şemsiye o adama girmiş midir, girmişse de açılmış mıdır? Genç Ninjalar tedirgin.

Tuğba dedi ki...

Tabii, 'Avuç içi ne kadar tombulsa o kadar iyi yıldız saklar' da der o atasözü bir alt satırda.

Cücü'nün üstüne tanımam zaten, Yasuaki abim gelse görmem yani, o derece :)

Genç ninjaları yatıştırmak adına cevap veriyorum;
Şemsiye adama boyun tarafından girmiştir ama zannımca şiddet öğesini arttırmamak adına açılmamıştır. Zaten açılmadan da paşa paşa işini görmüştür, açıp da fazladan efor harcamaya ne gerek var canım :-p

Tuğba dedi ki...

Ya bir de başka birşey ekleyeceğim kaç zamandır filmle ilgili şuracığa yazayım bari unutmadan;
Sammo'ya incecik delikanlı dediysek o kadar da ince değil fotolardan da anlaşılacağı üzere. O zamanlardan sinyali vermiş yani...

Boş işler bunlar...