25.3.11

VITAL


Nedense seyrettikten sonra kafamda filmle ilgili hiçbir şey oluşmamasına rağmen, müthiş bir yazma isteği doğuran Shinya Tsukamoto’nun Vital’ı, kişisel tarihimde de “hayati” bir noktaya parmak basmama sebep olarak, bana “bloğunu hayata döndür” dedi.
Shinya Tsukamoto, Tetsuo’dan beri özenle takip edilmesi gereken bir yönetmen. Gel gör ki o özeni ben, hiç de özenli bir şekilde gösterebilmiş değilim, filmografisinin önemli bir bölümünü seyretmeme rağmen.


2004 tarihli filmi Vital’ı, Tsukamoto açısından nasıl okumak gerek, açıkçası kafamdaki bulutlar henüz dağılmış değil. Hiç okumadan doğrudan seyredip geçmek de olası ama söz konusu kişi Tsukamoto ise, kafayı zorlamamak elde değil.


Tadanobu Asano’nun canlandırdığı Hiroshi, geçirdiği bir trafik kazasında hafıza kaybına uğramış bir tıp öğrencisidir. Ailesini dahi hatırlamakta zorluk çeken Hiroshi üniversiteye devam ederken, hafızasının karanlık noktaları yavaş yavaş yeniden aydınlanmaya başlar. Kendine bile yabancılaşmış olan bu genç adam, fakültedeki dersinde incelediği kadavra ile eş zamanlı olarak kendini de yeniden tanımaya başlamıştır. Ama hatırlamak, Hiroshi için sanıldığının aksine tam bir rahatlamanın ötesinde yakın geçmişin hüzün dolu anlarını yeniden yaşamak olacaktır. Zira Hiroshi, bu elim kazada, kız arkadaşının istemeden de olsa ölümüne sebep olmuştur. Dahası üzerinde çalıştığı kadavranın da kendisinin hayatıyla ilgili Hiroshi’ye söylemek istediği bir şey vardır.

Makine-gürültü-şiddet üçgeniyle sinemasal yolculuğumuza güçlü bir giriş yapan yönetmen, “vücut” eksenindeki yolculuğunu, bu defa kadavra üzerinden ele almış almasına ama Vital, bu anlamda ne önceki filmlerindeki şiddeti, ne korkuyu ne de erotizmi barındırmıyor. Aksine, ele aldığı konu itibariyle insan bedenine anatomik açıdan yapılan “zoom”, filmi neredeyse duygusal bir formata taşımış.Hiroshi, bedeni anatomik olarak inceledikçe ve not defterine ayrıntının cılkını çıkararak çizdikçe, belki de tüm ayrıntılardan o an için arındırılmış olan hayatını doldurmaya çalışmaktadır. Tsukamoto filmlerindeki “beden” bu defa oldukça insani boyutta karşımıza çıkarken, film tipik Tsukamoto görselliğinden bir şey yitirmeden insanın içine işleyen bir formatta, fantastiğe hiç bulaşmayarak kendi çizgisinden ödün vermeden sonlanmayı başarıyor. Shinya Tsukamoto’nun oldukça farklı bu yüzü görülmeye değer…

2 yorum:

sonkertenkele dedi ki...

ilk izlediğim s.tsukamoto filmi olmasına rağmen akabinde diğer filmleriyle beraber ele alıp tamamen zorlama bir yorumla şehir-kır / modernizm-aşk 2lemi bulabildiğim bir film. haa nasıl bunu uydurduğumu kısaca anlatiyim. tokyo fist'te kaybolmuş şehirli silik adam, soseiji'de modernizm aşkı öldürür teması, a snake of june istanbul bizi mahvetmiş anlatımı, tetsuo'da sanayiinin döşediği borular kalın olur gibi gibi.
yönetmenin şehirle aşk-nefret ilişkisini okumuştum ona binaen vital'i böyle çıkarsadım ama diğer filmlerinden de bağımsız olarak dansçı kızla, nefes kesen seksle çarpıcı bir film.

Tuğba dedi ki...

Sen hâlâ uğruyor musun buralara? Bravo valla. :-)
Valla nereden okumak istersen ordan okuyabilirsin filmi. Okumaya devam!

Boş işler bunlar...