
Aslında ben bu filmden sonra Evelyne Kraft'ın bir başka filmine, Batı Almanya yapımı Lady Dracula'ya taktım. Şans dileyin de bulayım...
Filmi izlerken bende de ne azim varmış kardeşim, hâlâ bir başka ninjanın çıkacağı umuduyla çakıldığım yerden milim kıpırdamadım. Aşk hikayesi sona ermişti ermesine evet ama henüz Abbot abi, intikamını tamamına erdirememişti. İşte Salih Kırmızı-Nuri Alço görüntülü adam ile de silahlarla kapışan Abbot abi, elbette intikamını alacak, lâkin bunu silahın dipçiğiyle düşmanının kafasına vurmak suretiyle yaptığından benliğimde asla ve asla iyi anılmayacaktır!
Malum, kızlar aksiyon filmlerinden, erkekler de romantik filmlerden hoşlanmazlar. Ama gel gör ki Godfrey Ho amcam yapmış gene yapacağını, her iki türü de bir potaya sıkıştırmayı başarmış. Yalnız ‘eritmiş’ demiyorum dikkat buyurursanız. Sanıyorum yönermen bu filminde erkek seyirciyle dalga geçmiş, hepi topu bir tanecik Ninja ile kandırırken, kadın seyirciye de “Fazla tutkulu olma, bu erkek milleti biraz odun oluyor, anlamakta güçlük çekiyor” demiştir.
Görüldüğü üzere ilaç etkisini çoktan göstermeye başladı dostlarım (Bkz. Alttaki resim). Dolayısıyla kafam lapırtopura düşmeden yatağımda bir ‘bed’ duası okumadan hemen evvel, bir rutini gerçekleştiriyor ve Godfrey Ho’ya bir beddua okuyorum. Çınlasın kulakların ey Ho! Buda’ndan bulasın!..
NINJA KNIGHT BROTHERS OF BLOOD/ NINJA KILLER/ KILL FOR LOVE 1988
Y: Godfrey Ho -Bir Joseph Lai filmi
O: Mike Abbot, Betty Ching, Marcus Gibson
Not: Yazının başında belirttiğim kıyak, biraz daha uzaklaşacağımdı. Bundan iyisi de can sağlığı ama...
Li Wei- Live at the high places 6
Li Wei-Xuan Xuan 10
Sergi 24 Nisan'a kadar Beyoğlu Postacılar Çıkmazı [Ada Kitap-Cafe (!)'nin karşısı] No:18'de görülebilir.
Hedorah karakterinin (ne biçim karakterse artık sorgulamıyoruz onu) bir Godzilla filminde ilk kez görünmesine rağmen tuhaftır, filmdeki oyuncuların, Hedorah sanki kırk yıldır varmış gibi bir tanışıklık içinde olmaları takdire şayan doğrusu. Kirlenen dünyaya ilahi bir uyarı niteliğinde, denizde ne kadar çerçöp, radyasyon varsa yiyerek büyüyen güzeller güzeli Hedorah (bana benziyor diye demiyorum), yaşamı tehdit etmeye başladığı an, bu defa kendi isteği doğrultusunda hareket eden Godzilla’yı karşısında bulacak, film, Godzilla’yı, insanoğlunu iplememesi gibi özellikleri dolayısıyla seven benim gibi bünyelerde hayal kırıklığı yaratacaktır.
Denizdeki bu değişimi, eciş bücüş olmuş balıkların izini sürerek izleyen bir bilim adamı ve veled-i zurna oğlunun etrafında döndüren filmin kendimce asıl bombası, filmin açılışından sonuna kadar fırsat bulduğu her an izleyicinin kulaklarını ‘dolduran’ şarkısı. Oyuncu Keiko Mari tarafından seslendirilen, “kuşlar balıklar hep telef oldu” alt metinli şarkının hedef kitlesi kim inanın bilmiyorum. Daha açık söylemek gerekirse, son derece çocuklara yönelik bir havayla seyreden şarkının icra ediliş şekli, 70’lerin dumanlı kafalarıyla fazla haşır neşir olmuş olacak ki, bu durumda film ekibinin tümünün kafalarının iyi olduğunu iddia ederim, çekinmem. Hoş dumanlı kafa derken aslında balıklı kafa demek istemiştim: Bkz. Alttaki foto…
Keiko Mari-Save The Earth (Hiç işim olmaz valla!)
Her neyse… Sonuçta kendi kendine gelin güvey olarak Hedorah’ya karşı siper alan Godzilla, elektrik vermek suretiyle Hedorah’yı ortadan kaldırmaya yeltenen askeri güce destek olacak, üstelik bunu yaparken ne olduğunu tam anlamadığım ama birleşerek çoğalma etkisi gösteren Hedorah’nın çoluğunu çocuğunu da ortadan kaldırarak sülaleye son verecektir.
Bu esnada Godzilla, tıpkı bir önce değindiğim Godzilla vs. Megalon’daki insani dövüş hareketlerini sergilemekten de kaçınmayacaktır.
1971 tarihli, Hedorah’nın ilk defa Toho Stüdyolarını ziyaret ederek ekranlara çıktığı film, hepitopu 3 filmlik bir filmografiye sahip bir yönetmenin, Yoshimitsu Banno’nun elinden çıkma. Bu durum da sanıyorum, filmin neden böyle dandikus olduğunun yanıtını arayan seyirciye doyurucu bir cevap veriyor. Üstelik Keiko ablanın 2de1 ortaya çıkarak seslendirdiği “Kaese bıdıbıdı” diye başlayan şarkının sözlerini de yönetmen yazmış. İlk defa bir Godzilla filminde animasyon sahnelerin bulunması gibi ilke de sahip film. Ne kadar yermeye çalışırsam çalışayım Godzilla filmografisi içerisinde kendine has özellikleri barındıran sıra dışı bir film Godzilla tai Hedora.
Sizlere, "Hedorah'nın karnından doğan Hedorah" isimli, filmi seyretmeyenlere oldukça anlamsız gelebilecek ama seyredenleri, Godzilla'nın Hedorah'nın sülalesini yokettiği sahne dolayısıyla anlamın dibine vurduracak şarkıyla ve elbette filmden kırptığım sahnelerle veda ediyorum.
Yanılmıyorsam bu filmde Godzilla'ya hayat veren Bay Nakajima (evet adını unuttum!)
Keiko Mari ablanın aklıma durgunluk, cinsiyetim gereği cüzdanıma da kaşıntı veren süper elbisesi.
Siyah-beyaz fotoları internetten buldum ama hangi siteden buldum not etmemişim salak gibi. yuhalayın çekinmeyin... Ama büyük olasılıkla bir Japon sitesiydi...
Buna da yorum yapamiciğim! Yuh diyorum, daha ne diyeyim...
Not: Çok sevgili dostlar, keşke sizlere illallah getirtme pahasına daha uzun yazabilsem, ama şu sıralar ne vaktim ne de takâtim var. Dolayısıyla bir süre daha böyle yavaş tempoda ilerleyeceğim sanırım. O halde dağılalım ama arada bir ses verin yahu. Bu kadar da sinsi olunmaz ki!