7.9.10

DÖNENZA

Dütdüdüdüdüüüüüü dü dü dü dü dü dütdüdüdüdüüüüüüü… Roooaaarrr!.. (Aslan çıktı)

Saçma bloğumdan herkese merhabalar. Dehşet sıcak geçen yazı, köşe bucak gölgelere saklanarak geçirmiş bulunan bu bünye, nihayet geri döndü. “Her dönüş aslında bir gidiş değil midir, Mualla?” şiiri eşliğinde hem de. Anlatacak çok miktarda vurdu kırdı filmi, incir çekirdeğini doldurmayacak kapasitede bir o kadar daha çöp film var önümde. Lâkin “bazen en güzel film, niyeyse, anlatılmayandır” düsturlu tembellik hakkım ön plana geçtiğinden, bu filmlerden kaçta kaçını sizlerle paylaşabilirim bilemiyorum. Dolayısıyla ‘bu yılın okuyucu açısından zayiatı, az olacak’ müjdeli haberiyle sevinebilirsiniz.

Bu yılki kalkınma planlarım arasında yaklaşık 10 yıldır yapmaya çalıştığım gibi evde kedi beslemeye çalışmak, milyonuncu kere yolculuk planı yapıp ertelemek, tüm kışı karnabahar yiyerek geçirmek, çöp filmlerin vazgeçilmez oyuncularıyla ilgili derlemeler yapmak, saçma sapan şeylerle dolup taşan kitaplıklarımı genişletmek var. Bu arada eski günlerin hatırına sırf laf olsun diye, blogla ilgili tek bir şey sıkıştırıp araya, vıdıvıdı yaptığımın farkındasınızdır herhalde. Aferin. Gözü açık olmak iyidir. Tüm bu planlarım içinde en önemlisi ise, uykuyla heba ettiğim hayatımdan gereksiz raddedeki uykuyu çıkarmaya çalışmak olacak. Malum ne kadar az uyku o kadar fazla film. O nedenle anti-uyku timinden olan varsa aranızda, “Uykuyu nasıl yendim?” konu başlıklı dersini dinlemek isterim, çekinmeyin

Yolculuk demişken, son bir aydır deli gibi seyahat planları yapıyor, bilet ayırtıp iptal ediyorum. Bu durumun farkında olan benim çok sevgili, her daim ayağımdan ayrı hareket etmeye bayılan sağ ayağımın küçük parmağı, sabahın körü olması münasepetiyle de, kendisini sehpa ayağına çarpmak suretiyle ‘hasetinden’ çatlatıp, üstüne bir de morartınca, bayram boyunca eve mahkum kalmamı sağladı. Kendisine, “oturup kalacağım, bari iki film seyredeyim” formatlı heyecanı, bana yaşattığı için teşekkürü borç bilirim. Çocuk güvenliği için sehpa köşesi, koltuk kenarı vs.ye takılarak kafa göz yarma tehlikesini aza indiren zımbırtılardan ben de işte bu nane molla parmağım ve kapı kollarına takılmaktan kendilerini alamayan sarsak kollarım için istiyorum. Hatta kapı kollarını dikine duracak şekilde yapsalar daha güzel olmaz mı? Hayat ne güzel bir yer olurdu o zaman…

Hayat güzel demişken, ilk kocası Gamera’yı toprağa gömen Mamagon’un herkeslere selamı var. Kaplumbağası olan varsa Mamagon koca arıyor, söyleyeyim. Neden küçük bir Baragon, efendime söyleyeyim Angurias gelmesin ki dünyaya. Elele verelim haydi!..

Şimdilik böyle diyerek satırlarıma son verirken, sizlerden de istek, öneri, ne bileyim işte düğün davetiyesi falan bekliyorum. Doğrudan buradan, Ters Ninja’dan ve Giallo For Dummies üzerinden görüşmek üzere…

"Geldi bahar ayları
Gevşer çene yayları..."

2 yorum:

komakine dedi ki...

yeni yayın döneminde başarılar diliyorum. iyi bir maç olsun.

Tuğba dedi ki...

Valla bol şikeli bi maç olacak gibi. Bugün varım yarın yokum malum.
Teşekkürler. :-)

Boş işler bunlar...