21.10.10

SON BULUNTULAR

Bir hafta içinde 4 kuş vurdum. Önce cadde üzerinde dandik bir takıcıda Doraemon anahtarlık.

Sonra Doraemon bereketli pazarda çakma kaleydeskop. Aynı gün eve dönerken bir kırtasiyenin vitrinine asılmış Doraemon ve Shinchan kalem. Nerden baksam bereketli bir hafta oldu.



Not: Fotoları bilerek bulanık çekiyorum. Nazar değmesin diye! :-p

11 yorum:

hayal kahvem dedi ki...

Of, şahane şeyler bunlar TuĞba... Tek kelimeyle bayıldım valla.
Yoooo... Hem tahtaya vurdum hem maşallah dedim valla... Nazarım deĞmez inşallah:)) Hasretle öpüldünüz sevgili NinJa...

Tuğba dedi ki...

Sıkı vursaydın tahtaya Misiz Vildan Abla. Gözüm gibi bakıyorum onlara. Yeğene göstermemek için on bin takla atıyorum bi de! Teşekkür ederim. :-)

hayal kahvem dedi ki...

Yoo.. Merak etmeyesin, öyle sıkı vurmuşum ki tahtaya, ee yaşlılık olunca serde, bir an tahtaya vurduğumu unutmuşum da deprem oluyor sandım iyi mi? Saklamalısın TuĞba...
Sanal yoldan gelip araklıveresim geldi bunları inan ki... Hele kaleydeskop... Oyyy! Ne renkler ve şekiller gösteriyor acaba? Biraz anlatsana TuĞba:))

Tuğba dedi ki...

Kaley süper! Zira tamamen şeffaf, dürbün gibi yani. Neye bakarsan onu gösteriyor çokgenler şeklinde. Bütün gün bakabilirim onunla sağa sola. Ama önemli olan o değil. Önemli olan bir A4 boyutunda bile olmayan, kaleyin üstünü kaplayan kağıt. :-D
Kendime de şaşıyorum bazen. Satıcı da böyle anlatıyordu şu şöyle bu böyle diye. Dedim işlevi önemli değil. Kağıdı için alıyorum ben bunu. Şaşırdı sustu adam. :-)

hayal kahvem dedi ki...

Sevgili NinJa, mimar olduğunuz nasıl belli oluyor:) Kaleyin dışını kaplayan kağıt demek ki sizi ilgilendiriyor? Ne hoş?

Acaba bıraksalardı sizi memleketin Gaudi'si mi olurdunuz? Ne güzel olurdu... Şimdi hayal ettim de kendimi Baselona'da hissettim bir an inan ki! Ammaa... Aman diyeyim TuĞba... Sanırım eski eserleri restore ediyorsun... Fatih camii duvarlarında görmeyelim Dormon şekilleri bir kaç kuple:))

Tuğba dedi ki...

Linç edilme korkum olmasa istemez miyim ben de duvara bir Doraemon ne bileyim bir Shinchan çiziktirmek? :-p

hayal kahvem dedi ki...

Acaba neden ilk paragraftaki cümlelerimin ardına neden ünlem değilde soru işareti koymuşum ben:))Neyse...

Ne diyeceğim ninja, sen o fantastik dünyanla eski eser yenilemesi yapıyorsun ya... Bunu bilmek şahane duygular uyandırıyor bende biliyor musun?

Niye olmasın ki TuĞba.. Cami cemaatin toplandığı yer değil mi? Çocukları camiye gitmeye özendirecekse ve eski eserleri farketmelerine etki edecekse neden
Doraemon ya da ne bileyim bir Shinchan çiziktirmen lince sebep
olsun ki? Hayal benim değil mi? Bak şimdi, çiziktiriyorsun duvara istediklerini ve "huurrraaa" bütün mahallenin çocukları başına üşüşüyorlar iyi mi? Hımmm... Uyan de bana...Bu rüyanın sonu iyi bitmeyecek yoksa:)))Eyvaahhh!

Dipnot: Seninle yorumlaşmayı özlemişim... Şükür kavuşturana.

Tuğba dedi ki...

O halde Fatih sınırlarında Doraemonu sakallı, Shinchan'ı da cüppeli falan çizmem gerekecek. :-D

Misiz Vildan Abla, iyi güzel söylüyorsun da, mesafeli milletiz böyle şeylere maalesef. İlgi çekmekten ziyade ilgi itmeye hazır bir milletiz.

Fatih'teki çocuklar çoktan keşfetmiş olmalılar aslında Doraemon'u. Çünkü nerdeyse koleksiyonumun yarıya yakınını bu semtte buldum. Doraemon'un yapımcısıyla bağlantıya geçeyim, getirsin buraya bari. Fahri Fatih'li Doraemon olsun. :-p

Yazınız Misiz Vildan yazınız. Çok boş kaldı buralar. Kuraklaştı valla sizlersiz. Kış geldi mi benim çenem açılır zaten. Tekrarlayalım sık sık bu yorumlaşmayı kâh burda kâh sizin orda. :-)

not: Abla bu sene portakal reçeli yok mu? ;-D

hayal kahvem dedi ki...

Laf aramızda Doraemon'u var ya, ben tanımıyorum valla:) Yoktu ki bizim çocukluğumuzda demem komik kaçacak, şöyle düzeltmeliyim, yoktu ki benim çocukların zamanında:)

Ama sen biliyorsun bak ne güzel... Böyle arada sırada eften püften sayfalar donatsan bloğuna da, nasiplensek senin bilgilerinden sevgili ninJa...

dipnot:) of!sorma tuĞba... artık reçel yapmıyor oya..neden? görümcesi yapıp getiriyormuş iyi mi? bakar mısın kolayını öğrendi o da:)) iyi de ben ne yapacağım bu durumda:))ya sen.. insan bu kadar alıştırılmaz ki tembelliğe... şimdi reçel pişirmeyi mi öğreneceğim bu yaştan sonra? aaaaa..lütfen yaa:))

Tuğba dedi ki...

Yanlış anlaşılmasın, benim zamanımda da yoktu, hâlâ da yok ki Dora Türkiye sınırlarında. Olsun. Uzaktan takip etmek de güzel.
Bundan sonra hep eften püften yazacağım buraya Misiz Vildan Abla, merak eylemeyin. Kafamda ne kadar çerçöp varsa koyacağım.

Neee?!?! Reçel yok mu? Hayırrrrr! Portakalı soymaya bile üşenen biri olarak reçel yapmaya yeltenmek benim için mümkün bile değil. :-D

hayal kahvem dedi ki...

TuĞba,

"arakçı tilki ayıp sana!" diyen Dora'mı bu:)) bizim yeğenler arada söylerdi böyle bir ara...

yaa.. yok maalesef reçel... reçel hayatımdan çıktı birden...

ben yukarıdaki yazıya bir geçiş yapayım. çikolata kokusu aldım aniden:))

Boş işler bunlar...